Syndicate

Syndicate kuvvetli grafik ve oyun kalitesine rağmen, bence daha çok sürükleyici senaryosuyla unutulmazlar arasında yer almış bir savaş-strateji oyunu. Bundan yaklaşık iki yüz yıl sonraki dünyayı konu alan Syndicate evreninde devletler sadece isimleri ile hayatta kalmıştır, ve dünyayı “Sendika” denen örgütlenmeler yönetmektedir. Askeri kuvvetler hala üslere sahip olmasına rağmen, Sendikaların geliştirdiği sibernetik askerlere karşı etkisiz kalmaktadır.

Bir insanın kaçırılıp nasıl sibernetik bir savaşçı haline getirildiğini anlatan videoyu izledikten sonra, siz de sendika sembolünüzü ve ismini seçip oyuna başlıyorsunuz. İlk göreviniz Avrupa’da, ama birkaç bölge ele geçirdikten sonra saldıracağınız bölgeler çeşitleniyor, alacağınız vergilerle oynayabiliyorsunuz. Bir bölgeyi seçip “brief” menüsüne girdiğinizde, oradaki göreve geçiyorsunuz.

İşte Syndicate’nin bence en güzel kısmı: Görevlerinizin senaryosu çok ayrıntılı, doyurucu bir gerçeklikte açıklanıyor. Bazen kısaca düşman sendikalarının ajanlarını temizleme görevinden bahsediliyor. Bazen bölge valisinin işbirliği yapmadığı için suikastle öldürülmesi gerektiği emrini alıyorsunuz. Bazen askeri üsse baskın yapıp geliştirilen çok gizli bir silahın prototipini çalıyorsunuz. Bazen de size yardım etmeye karar veren bir fizikçiyi alıp üsse getirmeniz isteniyor. Daha fazla para harcayıp görev hakkında ayrıntılı bilgi, esirlerin nerede tutulduğu, düşmanın zayıf noktaları… Pek çok yararlı bilgiyi de edinebiliyorsunuz.

Sıra göreve gidecek ajanları seçmeye geldi. En çok dört kişi getirebilirsiniz, bu ajanların alacağı silahlar kadar üzerlerine yerleştirdiğiniz sibernetik parçalar da çok önemli. Demirden, plastik ve sibernetik olmak üzere üç çeşit sibernetik yapı var, ve bunların keşfi için harcama yapmak zorundasınız. Robotik göz daha iyi nişan almanızı, göğüs zırhı daha dayanıklı olmanızı, kol ve bacaklar daha hızlı hareket etmenizi, kalp ajanın pilinin daha uzun dayanmasını, beyin ise yapay zekanın daha uzun ömürlü olabilmesini sağlıyor.

Oyunun silah çeşitliliği çok fazla, bunları da yeri geldiğince icat ediyorsunuz ya da diğer üslerden çalıyorsunuz. Pompalı tüfek, Uzi ve tabanca gibi klasik silahların dışında Arnold Schwarzenegger’in meşhur ettiği Mini Gun, Top mermisi kalibresindeki Gauss Gun, vurduğu adamı anında yok eden Laser, Keskin nişancı tüfeği Long Range, Zaman ayarlı Time Bomb… Ve daha neler neler. Ama radarınızı geliştiren Scanner ve kurtarma operasyonlarında mutlaka gerekli olan Persuadertron’u yanınızdan ayırmamanız iyi olur.

Görev brifingini aldık, silahları yüklendik, şimdi çatışma zamanı! Ekibimiz şehrin bir noktasına bırakılıyor, siz de şehirde sıradan insanlar gibi yürümeye başlıyorsunuz. Görev alanınıza yaklaştığınızda düşman sendika ajanları sizi fark ediyor, silahlarını çekiyor… Siz de davranıyorsunuz ve kaçışan sivillerin arasında tam bir çatışma başlıyor. Bir süre sonra etraf ölen sivillerin bedenleriyle doluyor, polisler de çatışmayı durdurmaya çalışıyorlar fakat genelde yetersiz silahlarıyla ilk anda vuruluveriyorlar. Syndicate bir savaş oyunundan ziyade sokak çatışması yaşatıyor.

Bu şehir haritaları üç boyutlu hazırlanmış ve uçan otomobiller ya da metro gibi araçları da kullanabileceğiniz şekilde tasarlanmış. Gerekli görevi yerine getirip dönüş için gerekli alana vardığınızda o görev bitiyor, otomobille kaçışınızın filmini izliyorsunuz.

Ama görevin başarısızlık videosu daha etkileyici. Sendikanızın lideri ekrandan başarısızlık haberini okuyor, sinirden lambayı fırlatıyor, ve derin derin düşüncelere dalıyor… Mutlaka izleyin, ve görev açıklamalarını sonuna kadar okuyun. Oyunun asıl zevki bu senaryolarda gizli.Tüm haritayı ele geçirdiğinizde oyun bitiyor, siz de dünyadan vergi alan bir Sendika kurmuş oluyorsunuz.

Syndicate üç boyutlu savaş alanı yapısıyla türünde devrim yaratmış bir oyundur, ve kendisinden sonraki pek çok oyuna öncülük etmiştir. Etkileyici senaryosu ve kanlı çatışma sahneleri ile Syndicate size unutulmaz bir oyun tecrübesi yaşatacak.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*