Run For Gold

Şimdiki gibi oyun piyasaya çıktığı gün oynama gibi bir lüksümüz yoktu bundan 14-15 yıl önce. Bırakın evimize girmesini, ülke sınırlarından içeri girmesi bile bayağı bir zaman alıyordu. Tabi şanslı olup yurtdışında akrabaları olanlar bizlerden biraz şanslıydı. Çıktığı gün olmasa bile en azından tazeliğini korurken oynayabilme şansları vardı. Bunları size niye anlattığımı söyleyeyim. Bahsi geçen oyunumuz Run For Gold 1985 yapımı bir oyun. Benim bu oyunu ilk oynamam ise 1992 yılı. Yani oyun çıktıktan 7 yıl sonra…

Günümüz teknolojisinin geldiği noktaları ve yeni neslin bizlere göre bu konuda ne kadar şanslı olduğunu da vurgulayıp oyunumuzun açıklamasına geçelim. Run For Gold bir koşu yarışı. Çok gerçekçi ve oynaması gerçekten çok zevkli bir oyun. Oyuna ilk girdiğimizde karşımıza güzel bir intro müziği eşliğinde bir menü çıkıyor. Bu menü de bulunan 2 adet levelden istediğimizi seçiyoruz. 1. level 2.’ye göre biraz daha kolay haliyle. Ya da en altta bulunan Demonstration seçeneğini seçip oyunu oynamaya başlamadan önce bilgisayarın nasıl oynadığını bir kere seyredebiliyoruz. Bir sonraki aşamada adımızı ve soyadımızı yazıyoruz. Oyunda yarışabileceğimiz 400-800 ve 1500 metre yarışları var. Amacımız tabi birinci olabilmek.

Koşumuz sırasında ekranın sağ tarafında iki adet gösterge göreceksiniz. Kırmızı olan gösterge o anda koşmak istediğimiz hız. Hızlı koşmak istiyorsak ileri ok işaretine, yavaşlamak için ise geri tuşuna basıyoruz. Açık mavi olan gösterge ise kalan gücümüzü gösteriyor. Bu bağlamda koştuğumuz hız ve harcadığımız güç arasında bir bağlantı olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Uzun süre yüksek tempoda koşmamız gücümüzün düşmesine ve koşucumuzun yavaşlamasına neden oluyor. O yüzden yarışın son 100 metresine mümkün olduğunca fazla güçle girmek her zaman lehimize olacaktır. Çünkü son 100 metrede koşucular kalan bütün eforlarını sarf ederek bayağı bir hızlanıyorlar. Yarış sırasında “m” tuşuna basarak bir harita üzerinde koşucuların size ne kadar yakın ve uzak olduklarını görebiliyoruz. Uzun yarışlarda bu çok işe yarıyor.

Dikkat etmemiz gereken bir diğer nokta ise 800 ve 1500 metrede koşarken diğer sporculara temas etmememiz gerektiği. Eğer bir koşucuya temas edersek dengemiz bozuluyor ve düşüyoruz. Tekrar toparlanıp koşmaya başlamamız bize çok fazla vakit kaybettiriyor. 400 metre yarışında kulvar değiştirmek kurallara aykırı olduğundan dolayı aynı tehlike burada söz konusu değil. Oyun konu, grafik, gerçekçilik ve tarz olarak benim çok hoşuma giden; hatta Commodore 64 oyunları içinde çok üst basamaklarda kendine yer bulabilecek tarzda bir oyun. Hepinize yarışlı günler…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*