Prince of Persia 2

Herkesin bildiği bir oyunu anlatmanın bu kadar zor olacağını düşünmemiştim hiç. Oyunumuz PC tarihinde yapılmış en güzel, en ünlü dos oyununun devamı. Prince of Persia’dan bahsediyorum tabii ki. Uğruna atıldığımız zindanlardan büyük uğraşlar sonunda kaçarak saraya gelmiş ve yine uzun uğraşlar sonucunda prensesi oradan kurtarmıştık. Bütün bunları yapmamız sadece bir saatimizi(!) almıştı. Şimdi ise Prince of Persia 2 ile yeni bir maceranın içindeyiz. Prenses ile evlendikten sonra ilk oyundaki baş düşmanımız Jaffar boş durmuyor ve bize bir tuzak hazırlıyor. Prens kılığına giriyor ve bütün saray ordusunu peşine takıyor, doğal olarak bize oradan kaçmak kalıyor ve oyunumuz başlıyor.

Oyunumuzda kontrol açısından ilk oyuna göre hiç bir fark yok. Yine yön tuşlarıyla kahramanızı yönetiyor, CTRL ile kılıcımızı kullanıyor ve SHIFT ile de küçük adımlar atabiliyoruz. Bunlar dışında oyunda görüntü açısından büyük değişikler var. Öncelikle kahramanımız artık bir prens olduğundan daha düzgün ve renkli bir kıyafet giyiyor. Ayrıca oyunun geçtiği ortamlar açısından da çeşitlilik sağlanmış. İlk oyunda sadece saray ve zindanlar varken bu oyunda sadece ilk bölümde bile 3-4 değişik mekan görebiliyoruz.

İlk oyunda prensesi kurtarmak için sadece bir saatimiz vardı. Bunu da Jaffar’ın prensesin odasına koyduğu kum saatinden anlıyorduk. Bu sefer aynı şey yaprakları dökülen bir ağaç olarak karşımıza çıkıyor. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış olan prenses malesef ağacın yapraklarının tükenmesiyle hayatını kaybedecek. Bu nedenle acele etmeliyiz.

Oyundaki başka bir büyük değişiklik ise sesler açısından var. Eğer oyuna ses ayarlarını Soundblaster veya soundblaster pro yaparak girerseniz bir dos oyununda ender rastlanan bir durumla karşılaşıyorsunuz. Introdaki hikayeyi gerçek bir insan sesinden dinliyorsunuz. Bu kadarı yeterli diye düşünürken oyundaki gerçek sesleri de duyunca ikinci bir şok geçirmeniz muhtemel. Gerçekten insan seslerinden çatırdayan zemin, kapanan kapı seslerine kadar hepsi oyuna o kadar güzel monte edilmiş ki… Bu küçük ayrıntılar bile oyundan aldığımız zevkin katlanmasına yetiyor. Sanırım hiç yapmadığım şekilde sadece sesler için bir paragraf ayırmam seslerin ne kadar güzel olduğunu anlamanıza yardımcı oluyordur.

Oyun bana ilk versiyona göre biraz daha zor yapılmış gibi geldi. Belki de en baştan elimizde kılıçla başladığımızdan bana öyle geliyor da olabilir. Ya da başarısızlığımı bu tür oyunlarda biraz paslandığıma verebiliriz. Ama gerçek şu ki ilk bir kaç bölüm bile oldukça zamanımı yedi. Özellikle ufak bir yanlış hareketle uçurumdan yuvarlanmak ya da duvardan çıkan kılıçların sırtıma girmesi beni deli etti, hatta kafayı yedirtti de diyebiliriz. Ama aynı ölçüde hırsımı da arttırarak içimde büyük bir oyuna devam etme isteği doğurdu.

Bu oyun hakkında anlatacaklarım bu kadar. Zaten oyuna aşina olduğunuzdan alışmanız fazla zaman almayacaktır. Hepinize iyi oyunlar…

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*