Moonstone

Eski çağların onurlu savaşçıları şovalyeleri konu alan bir oyun var önümüzde. Aslında onun için başka bir amiga efsanesi de diyebiliriz. Sıkı amigacıların bu oyunu ıska geçmediğinden de eminim. Her neyse oyunumuz Moonstone da seçtiğimiz şovalyeyi yönetiyor ve bize verilen görevi yerine getirmeye çalışıyoruz.

Konuyu biraz daha açarsak, rahipler tarafından demokratik olmayan bir şekilde ( çünkü görünürdeki tek aday biziz ) introda izleyeceğimiz ayinle seçiliyoruz ve “Moonstone” denilen taşı bulmak üzere oyunun geçtiği yere gönderiliyoruz. Ama bu taşın peşinde olan yalnızca biz değiliz. Bizden başka 3 şovalye daha var. Biz de gerek bu şovalyelerle gerekse haritaya yayılmış çeşitli yabani canlılarla savaşarak mutlu sona varmaya çalışıyoruz. Yapmamız gereken haritadaki 4 bölgenin de anaharını ele geçirip ortada bulunan yere gidebilmek. Tabi bizimle aynı amacı taşıyan diğer afacan şovalyelere kaptırmamamız gerekiyor anahtarlarımızı. Çünkü onlarla yapacağımız dövüşlerimizi kaybedersek elimizdekileri alıp gidiveriyorlar. Oyunda ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız yerleri de içine alan şehirlerde mevcut. Altınımızın yettiği kadar alışveriş yapabiliyoruz.

Oyundaki diğer 3 şovalyeden de anlaşılacağı gibi istersek oyunu 4 oyunculu olarak da oynayabiliyoruz. Sıra tabanlı olan oyunumuz bunun için oldukça elverişli. Oyuncu sayısı artınca köyünü kurtarmaya çalışan arkadaşlarımızla rakip olacak ve sanal dünyanın dışında da kozlarımızı paylaşma seviyesine de geleceğiz muhakkak. Eğer ki oyunu tek kişi oynayacaksak bu sefer diğer şovalyeler bilgisayar kontrolünde olacaklar. Yani kısaca tek oyunculu ya da 4 oyunculu oynamak arasında pek de fark yok. Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. Karakter seçim ekranındaki oyuncu resimlerini sanki paparazziler çekmiş gibi geldi bana. En azından adamların suratlarındaki “hönk, noluyo lem” ifadesi zırhların içinde de olsa anlaşılabiliyor. Diğer taraftan paparazzilik mesleğinin ortaçağdaki atalarını da buradan saygıyla anıyorum.

Oyunumuzun en büyük özelliği ve belki de bu ününün nedeni dövüş sahneleri. Burada karakterimizin hareketleri ve rakibimizin bunlara verdiği tepkiler o kadar gerçekçi ki şaşırmamak elde değil. İlk başlarda biraz zorlasa da karakterimiz geliştikçe ve biz de kontrollere alıştıkça rakiplere karşı daha başarılı hale geliyoruz. Özellikle düşmanın gücü bittikten sonra dizlerinin üstüne çökmesi ve sonunu beklemesi iyi düşünülmüş. Son kılıç darbesiyle kafasını vücudundan ayırmamız en olası sonlardan biri. Bu son bölüm de bana Mortal Kombat serisindeki “Finish Him” olayını hatırlattı ya neyse. Yine gereksiz kısımlara girmeyelim.

Sonuç olarak yine “efsanedir, indirin, oynayın” diyesim var. Ama yine de seçim sizin tabi. Hepinize iyi oyunlar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*