Lost Dutchman Mine

Şimdiye kadar oynadığınız diğer bütün oyunlardan farklı bir oyun var karşınızda. Her ne kadar “bir” oyun diyerek oyunun kapsamına haksızlık yapsak da hemen oyunun incelemesine geçiyor ve sizi bu güzel oyundan daha fazla mahrum bırakmak istemiyorum.

Oyunumuz, vahşi batının en ücra köşelerindeki madenleri kazıp bulduğu altınlarla hayatını devam ettirmeye çalışan yaşlı bir adamı konu alıyor. Ama kahramanımızın asıl amacı bulduğu ipuçlarını takip ederek kayıp Hollandalının hazinesini bulmak. Bunu başarmak için haritanın her yerini köşe bucak aramalı, bizi engellemeye çalışan yılanlardan, kızılderililerden ve haydutlardan elimizden geldiğince uzak durmalıyız.

Oyun bir kasabada başlıyor. Bu kasaba bizim her şeyimiz. Tüm ihtiyaçlarımızı burada görebiliyoruz. Oyunun başında elimizde bulunan az miktardaki parayı doğru kullanarak oyuna başlamamız gerekiyor. İlk başta en çok ihtiyacımız olan nesneleri almalıyız. Kazma, kürek, ip, matara, lamba, kibrit, tava bunlardan bazıları. Bu malzemeleri satın aldığımız dükkandan başka kasabada salon, doktor, ahır, hapishane gibi yapılar da var. Çölde dolaşırken maruz kaldığımız saldırılardan kaynaklanan sorunları doktora giderek halledebiliyoruz. Ahırdan taşıma kapasitemizi arttıran eşekler alabiliyoruz. Salonda ise içki içebiliyor veya paramız varsa poker oynayarak paramızı katlamak için çalışıyoruz. Ayrıca burası aynı zamanda geceyi geçirebileceğimiz bir yer. Hapishanede ise o andaki başına ödül konmuş haydutları görebiliyoruz.

Oyun ekranının altında bulunan bazı göstergeler bize kahramanımızın o anki durumu hakkında bilgi veriyor. Örneğin kahramanımızın başının olduğu gösterge bize su ihtiyacımızı gösteriyor. Yeşil iyi durumu, kırmızı ise kötü durumu temsil ediyor. Ayrıca eğer bir saldırıya maruz kalarak vurulduysak yine bu gösterge kırmızı oluyor. Tava ve içindeki yemek resmi bizim açlığımızı gösteriyor. Yemek azaldıkça biz de acıkıyoruz. En soldaki termometre de bizim genel sağlığımızı gösteriyor. Bu gösterge ne kadar düşükse o kadar iyi durumdayız demektir. Acıktığımızda, susadığımızda ve vurulduğumuzda bu gösterde artmaya başlıyor. Oyunda yemek ihtiyacımızı genelde marketten aldığımız yiyeceklerle karşılayabiliyoruz. Bunları pişirmek için bir de tavaya ihtiyacımız var tabi. Ayrıca çölde gezerken vurduğumuz yılanlar da bizim için güzel bir besin kaynağı. Su ihtiyacımızı karşılama da ise en büyük dostumuz nehir. Nehre giderek su içebildiğimiz gibi yanımızdaki mataraları da doldurabiliyoruz. Bunlar da sonraları madenlerdeyken çok işimize yarıyor.

Oyunda klavyeyi ve mouse u birlikte kullanıyoruz. F1 tuşuna bastığımız ekranlarda mouse u aktif hale getirebiliyoruz. Diğer F tuşları da kendimizle ilgili bilgileri görebilmek için kısayollar. Bunları sık sık kullanmanızda fayda var. Space tuşu ile harita ile istediğimiz yere giriş, çıkış yapabiliyoruz. Örneğin kasabadayken space e basarak haritaya çıkıyor, haritadayken kasabanın üzerine gelip basarak kasabaya girebiliyoruz. Madenler içinde aynı şeyler geçerli. Genel olarak dağlık bölgelerde yer alan madenleri dağların üzerine gelip space e basarak bulabiliyoruz. Eğer doğru yerde basarsak karşımıza zaten madenin girişi çıkıyor.

Size anlatmaya çalıştırğım oyun kapsamı bakımından gerçekten de çok geniş. İlk başlarda oynamakta zorlanmanız da doğal. Eğer bu çok uzarsa kayıtlı oyunlardan devam ederek kendinizi geliştirebilirsiniz. Başka bir oyunda görüşmek üzere hepinize iyi oyunlar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*