First Samurai

Uyuyan dev Türk oyun piyasasının çıkardığı ender oyunlardan biri var karşınızda. Türk oyun piyasası demek ne kadar doğru bilmiyorum çünkü oyun İngiltere’de yapıldı ama programcısı bir Türk. Türkiye’de her ne kadar fazla tanınmasa da o dünya çapında bir oyun programcısı. Mevlüt Dinç 6 yıldır Türkiye’de ve geldiğinden beri tanıdık bir çok projeye de imza attı. Ama ben şimdi en ünlü ve en çok ses getiren projesini anlatmaya çalışacağım.

First Samurai oyunlar için klasik denebilecek bir hikayeye sahip. Öldürülen ustasının öcünü almak için bizim öğrenci samuraimiz büyücü olan düşmanının peşine takılıyor. Her ne kadar ustamız ölse de oyun boyunca bizden yardımlarını esirgemeyecek merak etmeyin. Özellikle bize verdiği sihirli kılıç düşmanlarımıza karşı çok işimize yarayacak.

Efendim oyuna ışınlanır gibi başlıyoruz. Buna alışın çünkü bu da ustamızın bize sağladığı nimetlerden. Öldükçe dünyaya bu şekilde geri geleceğiz. Söylediğim gibi en önemli silahımız kılıcımız. Bunun dışında bıçak, balta gibi atabileceğimiz silahlar da kullanıyoruz. Ayrıca yıldız şeklinde olan ve çevremizde dönerek bizi düşmanlara karşı koruyan bir nesne de var. Oyunun kontrolleri ise yön tuşları ve space tuşuyla oluyor. Space+yön tuşları kılıç/tekme/yumruk işlevlerini görüyor. Sadece space ise atılabilen nesneler için kullanılıyor. Space tuşuna basılı tutarak da elimizde olan özel nesneyi aktif hale getirebiliyoruz. Bu bazen bahsettiğim yıldız, bazen de bir gaz lambası olabiliyor. Oyun ekranının altında biri kol, diğeri kılıç şeklinde olan 2 adet bar var. Bunlardan kol enerjimizi gösteriyor, meyve yiyerek arttırabiliyoruz. Diğeri ise çok amaçlı bir bar. Düşmanları öldürdükçe artıyor ve belli seviyeyi geçince samurai kılıcına sahip oluyoruz. Ayrıca arasıra karşımıza çıkan beyaz küpleri eğilmek suretiyle doldurarak öldüğümüzde buradan devam etme şansımız oluyor. Gerçekten çok amaçlı olan ve iyi düşünülmüş bir sistem.

Oyun çok değişik ortamlarda geçiyor. İlk bölümde fantastik bir ortamdayken diğer bölümde bir tren in üstünde diğer bir bölümde ise şehrin merkezinde olabiliyoruz. Oyunu ilk oynadığımda, ki bu yaklaşık 10 yıl önce, oldukça fazla bölüm geçmeme rağmen son oynadığımda performansımda düşüş olduğunu gördüm ve ilk bölümü geçmekte bile başarılı olamadım. Galiba yaşlanıyorum…

Oyunun grafikleri ve seslerinden ise özellikle bahsetmek gerekir. Oyun içi grafikler zamanının oldukça ilerisinde. Hatta Mevlüt Dinç’in bir röpörtajında okuduğum kadarıyla arka planda görülen gökyüzündeki renk geçişleri oldukça ileri bir teknolojiyle yapılmış ve diğer oyun yapımcılarını kendisine hayran bırakmış. Müzikler ise bize oyunun havasını gerçekten yaşıyormuş hissini veriyor. İnsanı kesinlikle sıkmıyor.

Sonuç olarak zamanında dağıtımını UbiSoft’un yaptığını söylemek bile ne kadar başarılı bir yapıt olduğunu göstermek açısından yeterli. Umarım Mevlüt Dinç yeni oyunlarıyla yine dünya devi oyun firmalarını peşinden koşturur. Hepinize iyi oyunlar…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*