Castles

Castles, sabırlı strateji oyuncuları için gerçek bir ziyafet. Üstelik Amiga sürümünden de kaliteli bir bilgisayar sürümü ile karşı karşıyayız. Castles’da amacımız 2. oyundan biraz daha farklı. Bölgeler ele geçirmekten çok tek bir bölgede geçiriyoruz oyunumuzu.

Oyuna başlarken zaten bir sorgu ekranı çıkıyor karşımıza, oradan 1 kale, 3 kale yada 8 kale yapımı şıkları dışında, kral ismi ile kale ismini belirleyebiliyoruz.

Oyun zaten zor olduğu için dük seviyesi zevki çokta kaçırmadan keyif almak için birebir.

Castles yani “Kaleler” oyunu bir kale inşaası simulasyonu. Keltleri bastırmak ve o bölgeye hakim olmak isteyen bir soylu olarak 3 büyük aileninde desteğini alıp beyliğimizi ilan ediyoruz. Düşman “Kelt” topraklarında bir savunma merkezi ve daha sonra da saldırı merkezi oluşturmak için bir kale inşaa etmek bizim öncelikli amacımız. Kale inşaatını düşününce gözünüzün önüne şöyle bir işlem getirin, taş ocaklarında, taş ustaları taş kırıyor, hammallar el arabaları ile taşıyor, marangozlar iskele yapıyor, duvar ustaları taşları diziyor, çukurcular temel açıyor, demirciler demir dövüyor. Bu işlemler sonucu işgücünüze de bağlı olarak kale duvarı olarak belirlediğiniz yerler yavaş yavaş yükselmeye başlıyor. Yavaş derken gün gün hızlı olarak ilerleyen oyunda bir kalenin tamamen bitmesi 20 yıl sürebiliyor! O derece yavaş. Aslında inşaatımızın yavaşlamasına sebep olan Kelt saldırılarını yazmadan edemeyeceğim. Kelt hücumcuları savunmasız duvarları ve sizin emeklerinizi yıkıp geçiyorlar. En iyi savunma ise saldırı bu durumda, hele hele kalenizin etrafına hendek kazamıyorsanız doğrudan bir hücum en iyi savunma oluyor.

Kalenin savunmasını tabi ki okçular ve piyadelerle sağlıyorsunuz. Kaleyi oluşturan duvar parça sayısı arttıkça sizinde kalenizi koruyabilecek ordunuzun sayısı büyüyor.Sayılardan tam emin değilim ama 40 parça 400, 50 parça 500, 60 -79 parçaya kadar 600 ve daha sonra 800 e kadar çıkabilen bir mevcut söz konusu. Bu rakam okçu ve piyade olarak konuşlandırabileceğiniz toplam ordunuzun sayısını gösteriyor.

Mesela ben ilk oyunumda gidip 75 parçalık bir kale yapmaya kalktım, eh tabi 20 yıl sürdü : ) . Ama bunun bazı sebepleri var, hata yaptığım halde devam ettim ve gözlemledim. 300 okçum ve 300 piyadem defalarca tamamen yok edildi, kalemin 70 küsür parçasından 30 tane yıkıldığı oldu. Buradan da savunmanın önemini görüyoruz hele hele her bir duvarın yapımının 6 ay sürdüğü düşünülürse.

Savunmayı sağlayan en önemli etken para durumunuz, eğer aşırı işçi işe alıp, yeterli vergi toplayamazsanız son aylarda parasız kalabilirsiniz. Parasız kalınca da tüyler ürperten bir durum ortaya çıkıyor: Maaş alamayan askerlerin kaleyi terk etmesi! Bu durumla bir kere karşılaştım , Britagne’deki dost krala para yardımı yapıp parasız kalmıştım. O zamanlar bu hesaplamaları dikkate almamıştım. Saldırı oldu ve haliyle kalede savunan asker yok, peki ne oldu da düşmanın ortalama 15 birimden oluşan saldırısını durdurdum?

Grejuva Ateşi – yani kaynayan kazanlar. Evet, düz duvarların olduğu her yerde bir kazan vardı. O duvara saldıran birimlerden birisi yok ediliyordu, gerçi kazan sadece bir kerelik kullanılıyor her savaşta. Böylelikle düşmanı benim kalemi ezip geçmelerine rağmen yenilgiye uğrattım. Bu açıdan paranızı denk tutup sürekli bir piyade ve okçu kuvveti şart. Asker sayısına göre birlik sayısını ayarlayıp savaşlarda saldırmak şart, ama unutmayın saldırırken okçularınızın da desteğini arkanıza almalısınız. Bunun için düşmanın yönünü dikkate alıyoruz. Mesela güneyden geliyorlarsa askerleri kalenin yanında hafif yukarılara yerleştiriyoruz. Yerleştirirken kale duvarına takılmaması için boş arazi olmasına dikkat ediyoruz.

Saldırı olduğunda tüm piyadeleriniz ölsede okçular kalanların işini bitiriyor. Bu taktik sadece ve sadece eğer hendeğiniz yoksa uygulanmalı. Hendeğin önemini buradan da görebiliyorsunuz. İyi bir hendek, okçularınıza inanılmaz bir güç ve zaman kazandıracaktır.

Bunun dışında oyunun inanılmaz keyifli bir senaryosu var, bu senaryo gereğince çeşitli olaylar gelişiyor ve sizden kararlar almanız isteniyor. Mesela kardeş prens Arthur arkamızdan dalavere çevirirken, Robin isimli bir hırsız bir köy tarafından korunabiliyor…

Gerçekten keyifli ve bağımlılık yaratan bir oyun. Bitirene kadar rahatlayamayacağınız cinsten, iyi eğlenceler.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*